|
|
 |
|
Food in Life 03 Mayıs 2010 |
TURYİD Başkanı Barış Tansever: Michelin Yıldızına restoranlar değil, öncelikle tüketiciler hazır değil Tarih : 03.05.2010 - 07:07:00  Turizm Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği kısaca TURYİD, 21 Mayıs 2003 tarihinde, 37 kurucu üye ile çalışmalarına başladı. TURYİD, kısa özgeçmişine büyük işler sığdırıp konusunda söz sahibi olmayı başarmış. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki işletmecileri de çatısı altında toplayarak daha da güçlenme hedefi taşıyan aktif bir dernek… TURYİD Başkanı Barış Tansever ile derneğin faaliyetleri, gelecek stratejileri ve sektörü konuştuk.Derneğin en önemli özelliği, turizmin bir ayağı olan yeme-içme endüstrisinde “sektöre sahip çıkmak” adına boşluğu doldurması ve sektörü örgütlemesi diyebiliriz. Bu konuda Barış Tansever’in sözleri şu yöndeydi: “Dernek olarak önemimizi örneklemem ve özetlemem gerekirse şunları söylemek yerinde olur… TURSAB seyahat acentelerini organize ediyor. TUROB genelde otelleri organize ediyor. Devletin bu anlamda bir yapılanması, yani sivil toplum kuruluşları ile devletin işbirliği yaptığı bir yapı mevcut değildi. TURYİD bu sebeple var”.
TURYİD sadece bir sivil inisiyatif olarak sektörün başında ve genelde Turizm Teşvik Kanunu çerçevesinde kurulmuş tesislerin sahiplerinin veya işletmecilerinin üye olduğu bir dernek. Barış Tansever; bu derneği kurarken, sektörde çözüm üreten öncü kuruluş olma misyonuyla hareket ettiklerini söylüyor ve ekliyor: “Tabi sadece lafla olmaz bu, gerçekçi çabalar içindeyiz. Öncelikle sektörün sorunlarını analiz ettik ve buna göre çalışma programları düzenledik”. Barış Bey’den TURYİD çatısı altında 80 üyeye ait 250 işletme olduğunu öğreniyoruz. TURYİD bu üyeler ve işletmeleri için küçük, büyük diye ayırt edilmeden toplayıcı, birleştirici bir kurum olmak yönünde çalışıyor.
Yeme-içme sektörü, istihdamın can simidi... Barış Bey, TURYİD üyelerinin belli bir kalite çizgisinin üzerinde olduğunu ve onları daha da üst seviyeye getirmek için çalışmalar yaptıklarını da belirtiyor. İstanbul ve Türkiye turizminin dünya standartlarına getirilmesine katkıda bulunmak için ellerin ne geliyorsa yapacaklarını ifade ediyor. Barış Tansever, sektörün önemli bir istihdam alanı olduğunun altını çiziyor. Sadece İstanbul’da tahmini 550 bin kişiyi besleyen bu sektör ülke çapında bu sayı yaklaşık bir milyonu buluyor. Otomotiv sektörüne kıyasla iki kat daha büyük bir sektörüz… İşsizliğin, krizin ülke gündeminden düşmediği dönemlerde yeme-içme endüstrisi; iş döngüsü ve istihdam potansiyeli açısından, “can simidi” olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Ayrıca sattığımız ürünlerle de çiftçiyi, köylüyü kalkındırıyoruz. Turistlere ve konuklarına en iyisini sunmak isteyen restoranlar şarabını Bozcaada’dan, meyvesini Antalya’dan, peynirini Kars’dan, etini Balıkesir’den alıyor… Böylece sektörümüz kendisiyle birlikte yan sektörlere, tedarikçilerine de kaynak sağlıyor. Gıda sektöründe organik ve butik ürüne destek veriyoruz. Ayrıca turizm ve yeme-içme sektörün nasıl daha iyi entegre edilebilir, bunun yolları aranmalıdır. Bu şekilde daha iyi işler çıkar”.
Eğitim şart... Barış Tansever ile biraz da ülkemizdeki aşçılık eğitimi hakkında sohbet ettik. Barış Bey; ülke çapında aşçıyı eğitiyorum diye yola çıkan okulların sayısının yeterli fakat eğitim kalitesinin zayıf olduğunun üstünde duruyor ve dünya standartlarında kalitenin farkında olan, kendini geliştiren aşçılar yetiştirmemiz gerektiğini vurguluyor. Bu düşüncesini şu sözlerle destekliyor: “Kaç aşçımız konusuyla ilgili yabancı dilde yayınlanmış literatür takip edebiliyor veya kaçı yabancı dilde mesleğine ilişkin bir makale yazabiliyor, yurtdışındaki bir meslektaşıyla, işlerine dair bir tartışma ortamına girebiliyor... Aslında bu iş bir devlet politikası haline getirilmelidir. Eksiğimizi gördüğümüzden dolayı TURYİD olarak bunun mücadelesini veriyoruz ve bazı çalışmalar planlıyoruz. Gastronomi İstanbul adını verdiğimz projemiz kapsamında, dünyaca ünlü, alanında isim yapmış şeflerimizi ülkemizde ağırlayarak bilgilerini aşçılarımızla paylaşmalarını isteyeceğiz. Yazılı ve sözlü basında göz önüne getirerek halkın, tüketicinin bilinçlenmesini sağlayacağız. Genç, yetişmekte olan aşçıları motive etmeye çalışacağız. Gastronomi İstanbul Projesi için, devletin ilgili makamlarından, belediyeden ve çeşitli özel sektör kuruluşlarından destek talep ettik, 2010 Avrupa Kültür Başkenti programına dahil olmak istedik. Herkes projemize muhteşem gözüyle bakıyor alkışlıyor ama yeterince destek sağlayamadık”
Gündem takip altında... Barış Tansever TURYİD’in toplumdaki gelişmeleri, gündem maddelerini takip eden bir anlayışı sahip bir dernek olduğunu da vurgulamadan geçmek istemiyor. Mesela, sektörü derinden sarsan bir konu olan sigara yasağı hakkında çözümler üretmeye çalışmışlar. Diğer ülkelerdeki uygulamalar incelenip, alternetif çözümler üretmeye çalışmışlar ve bu çözüm önerilerini Sağlık Bakanlığı’na kadar ulaştırmışlar. Sonuçta Barış Bey; bu şekilde bir uygulamayla haksız rekabet ortamının oluşmasından şikâyetçi…
Mutfak hijyeninde, kusursuzluk modeli çalışmaları TURYİD, sektöre dair bir başka önemli gündem maddesinin de takibini üstlenmiş: mutfaklardaki hijyen sorunu... Sorunları çözmek, mevcut koşulları daha iyi bir konuma getirmek amacıyla Ecolab işbirliği ile TURYİD üyesi işletmelerde eğitim ve danışmanlık hizmetleri vererek restoranların mevcut koşullarının iyileştirilmesi, personelin eğitim seviyesinin arttırılması, proje kapsamındaki işletmelerde gıda güvenliği ve hijyen konularında bilincin yükseltilmesi, TURYİD üyesi işletmelerin sektördeki diğer işletmelere model oluşturması amacıyla Mutfağıma Güveniyorum Projesi başlatılmış.
Michelin Yıldızı’na restoranlar değil, öncelikle tüketiciler hazır değil Barış Tansever’in fikrini merak ettiğimiz bir diğer konu ise; İstanbul’daki restoranların Michelin Yıldızı’na layık olup, olmadıkları... Barış Bey, bu yıldızla taçlandırılabilecek restoranlarımızın olduğunu fakat tüketicimizin aslında buna hazır olmadığının altını çiziyor ve sözlerine şunları ekliyor: “çıtasını en üst seviyeye kadar çıkartıp da michelin yıldızı almış işletmelerimiz, tüketici tarafından kıymeti bilinmezse bu işletmeler yok olup gider. Maalesef henüz toplumumuzun büyük bir kesimi yemek yemeye, bir kültür, keyif olarak değil sadece karın doyurmak işlemi olarak görülüyor. Alışveriş merkezlerinde geçen bir hayat sözkonusu. Bu anlayışın değişmeye başladığı noktada. Restoranlardaki kalitenin de farkına varılır”.
Şarapta ÖTV indirimlerinin mücadelesini biz yaptık Barış Bey ile bir başka önemli konuyu, şaraplardaki Özel Tüketim Vergisi indirimini konuştuk. ÖTV’deki indirim konusunda TURYİD olarak Turizm ve Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ile bizzat görüştüklerini ve bu indirim için kendilerini ikna ettiklerini söylüyor. Anlayış ve kültür bakımından belli bir seviyenin üstünde olan turisti ülkemize çekmenin en akılcı yollarından birinin şarap fiyatlarının ucuzlatmak olduğunu savunan Barış Tansever, ÖTV’in yüzde 63’den sıfıra indirilmesinin, etkilerini restoranların yavaş yavaş hissetmeye başlayacağını belirtti ve ekledi: “tüm TURYİD üyelerinin ortak kararı, ithalatcının yaptığı indirimleri biz de aynen tüketiciye yansıtacağız. Zaten bunun mücadelesini veren de biziz. Üreticilerin ise dolaylı olarak uzun vadede indirime gideceğini düşünüyorum. En azından 5-10 sene içinde fiyatlarında artış yapamayacaklarını düşünüyorum”
Barış Tansever’e, düşüncelerini dobra dobra bizimle paylaştığı için ve keyifli sohbeti için Food in Life olarak teşekkür ederiz. |
|
 |
|
|
|